"Hayat" etiketi için bulunan tüm sonuçlar:

Merak edilen birkaç şey hakkında…

10.04.2011 | 03:10 Kişisel 3 Yorum

Kocaman bir fincan kahve içince uyku tutmadı ve hazır fırsat bulmuşken sizlerden, yani blog takipçilerimden sıkça aldığım birkaç sorunun cevabına, ayrıca açıklık getirmek istediğim bir kaç şeye yer vereceğim bir blog post yazmak istedim. 02:30.

Başlıyoruz.

Artık daha seyrek yazıyorsun, bir problem mi var?

Aslında bir problem yok :) ama sanırım haklısınız, eskiye nazaran daha az makale yazıyorum ve daha az blog post atıyorum. Bu duruma etki eden ilk parametre tabii ki zaman problemi. Eskiden İzmir gibi daha sakin bir şehirde yaşıyordum ve ayırabileceğim daha fazla zamanım vardı. Şimdi ise İstanbul’un karmaşasına kapılmış durumdayım. Bu şehirde hayat çok karışık. Ofisten çıkıp eve gitmek için saatlerce trafikte zaman harcıyorum. Aynı durum toplu taşıma için de geçerli. Sanırım ofise yakın bir yere taşınacağım :) ve gün içindeki yoğunluğu saymıyorum bile.

İkinci ana parametre ise şu: Artık paylaşım noktasında yaptığım çalışmaları belirli bir kalitede, belirli bir standart çerçevesinde veya ismi her neyse o seviyede tutmak istiyorum. Hemen “Peki eskiden kaliteli değil miydi?” diyebilirsiniz. Tabii ki bunu demek istemedim :) Anlatmak istediğim şu: Çok uzun zamandır okuyorum, araştırıyorum, uyguluyorum, tecrübe ediyorum, projelendiriyorum ve yazıyorum. Hiç tanımadığım bir konuda kaynak üretmem için birkaç gün yeterli ama ben önüme gelen her konuda değil uzman olduğumu düşündüğüm, yürüdüğüm yolu destekleyecek ve her noktası ile yanıt verebildiğim konular hakkında yazmayı seviyorum. Bu nedenle bundan sonra belirli bir standart çerçevesinde ve en önemlisi benim tarzımı yansıtacak, içinde benden izler taşıyan çalışmalar yayımlayacağım ve gün geçtikçe aynı kalite ile kapsamı genişleteceğim.

Bu gün bir arama motorunu açın. Daha önceden tecrübeli olduğunuz veya hiç bilmediğiniz bir ürün için, Türkçe olarak mesela bir kurulum makalesi arayın. Eğer yaygın bir konu seçtiyseniz karşınıza bir sürü kaynak çıkacak. Sağlam olduğunu düşündüğünüz bir makale üzerinden kurulumu yapın. Eğer kurabilirseniz ne mutlu. Hemen ürünü bir süre kurcalayın. Aradan biraz zaman geçtikten ve ürün ile ilgili fikir sahibi olduktan sonra arama motorunu tekrar açın. (Bu belki 3 gün olur, belki bir hafta, belki de birkaç ay…) Yine aynı ürün için kurulum makalesi arayın ve karşınıza çıkan makaleleri rastgele okuyun. Dörtte birinin çöp, diğer dörtte birinin eksik/hatalı, diğer dörtte birinin de başka makalelerden kaynak göstermeksizin araklama olduğunu göreceksiniz. (Başta çeviri makaleleri.) Ürünün mantığını anlatan yani biraz daha vizyonel konuların yer aldığı çalışmalara denk gelmek veya özel bir problem ile ilgili teknik detay paylaşılarak aktarılan kafa yorulmuş çözümleri bulmak, samanlıktaki iğneyi bulmaktan farksız durumda. Tabi çok kaliteli Türkçe makaleler de yok değil. Zaten bunlar da geriye kalan dörtte birlik bölümü oluşturuyor. (Belki daha bile az bir bölümü oluşturuyor.)

Bu noktada herkesin her konuyu doğru bilmesini ve aynı kalitede kaynak üretmesini bekleyemeyiz tabii ki ama bir çalışma yapıyorsan ve o konuda yeniysen, en azından bir süre kurcala, araştır, test et, oku, öğren. Teknolojiyi bir kenara bırak ve önce Türkçe’yi öğren. Ama lütfen gördüğün her ürünle ilgili kaynak üretmeye çalışma. Üretiyorsan da üzerinde çalış ve hakkını ver. Çünkü sen böyle yaparsan, senin çalışmaların ile bir şeyler öğrenmeye çalışan insanları da peşinden götürürsün.

İlk günden beri bu bakış açısı ile kaynak üreten biri olarak son dönemlerde bu konuya çok daha fazla dikkat ediyorum ve dikkat çekmeye çalışıyorum. Biraz zor görünüyor ama umuyorum ki bir noktada esin kaynağı olur.

Biraz sert mi oldu ne? :)

Aslında işin içinde bahsetmediğim başka parametreler de var ancak bu konu uzar gider. Bağlayalım.

Herkes istediğini istediği şekilde yazmakta, paylaşmakta özgür. Benim altını çizdiğim noktalar sadece bir değerlendirmenin sonucu. Eksikleri ve yanlışları mutlaka olabilir ve bu konuda sizlerin de fikirlerini, yorumlarını öğrenmekten memnuniyet duyarım.

Gelelim bana.

Yayımlamaya çalıştığım makaleleri belirli bir kalitede tutabilmek için üzerinde çok zaman harcıyorum. Senaryoların kurulumdan tutun, ekran görüntülerinin standartlarından, noktalama işaretlerine kadar. Bu nedenle aylardır yazmayı bitiremediğim çalışmalarım var. Bu duruma zaman parametresi de etki edince ortaya böyle bir sonuç çıkıyor ve bir şeyler yayımlamak zaman almaya başlıyor.

Ama şu noktayı da hatırlatmak isterim: Son dönemde biraz daha görsel paylaşımlara ağırlık verdim sanırım. Bir çok sesli eğitim videosu hazırladım. Birkaç etkinlikte konuşmacı olarak yer aldım ve yine son dönemde 20’nin üzerinde online Webcast yaptım. Ama hep söylediğim gibi yazılı paylaşımların yeri benim için bambaşka. Söz uçar yazı kalır derler :)

Zaman ve kalite parametrelerini dengede tutabilmek için bir kaç formül buldum :) sanırım artık Blog ve teknik topluluklar üzerinde daha aktif olacağım. Video, seminer, webcast, public posting ve e-mail üzerinden yaptığım paylaşımlar zaten aynı hızla, hatta artarak devam ediyor.

Neden tüm resimler üzerinde serhatakinci.com logosu var?

Malumunuz copy/paste olayları çok fazla ve hiç kimse kaynak göstermeyi sevmiyor. Hatta bir çok kişi yazıları kendi yazmış gibi gösterip mutlu oluyor. Bu insanların sosyal hayat tarzlarını çok merak ediyorum.

Ben izinsiz copy/paste olayının hırsızlık olduğunu düşünüyorum ve hiç kimseye bir şey kazandırmadığını savunuyorum.

Benim paylaşım konusunda herhangi bir problemim yok. Yaptığım çalışmaları yani bilgiyi paylaşmak hayatımın bir parçası olmuş durumda. Geçenlerde ölçtüğüm bir konu olduğu için ve yeri de gelmişken; sadece Hyper-V için 5000 sayfanın üzerinde makale yazıp tamamen ücretsiz bir şekilde paylaşmışım. Diğer ürünleri ve paylaşım kanallarını saymıyorum bile.

Aslında paylaşım olayını sadece blog değil hayatımın her noktasında aynı seviyede gerçekleştiriyorum ve hep söylüyorum; “Herhangi bir kişi, herhangi bir çalışmamı, kaynak göstermek şartıyla, herhangi bir yerde kullanabilir.” Ama bu çerçevenin dışında iş yapan kişiler; İşte bu kişilere karşı önlem almak adına bu logoları ekran görüntüleri üzerine koyuyorum ve bir nebze de olsa işe yaradığını düşünüyorum. Yoksa emin olun ben de bu iş ile uğraşmak istemem çünkü gerçekten çok yorucu bir iş. Bu logoları otomatik basan uygulamalar var ancak pek başarılı bulmuyorum ve oturup hepsini tek tek kendim logoluyorum. Sonra makaleye ekleyip yayımlıyorum.

Ekstra iş yükü…

Sana gönderdiğim mailler bazen cevapsız kalabiliyor?

Doğru bir tespit. Yine zaman ve bu sefere yoğunluk parametresi yüzünden bazen her mail’e yanıt veremeyebiliyorum. Bazen daha sonra yanıt vermek için işaretliyorum ama fırsat bulamayabiliyorum. Bazen ise aylar sonra bile döndüğüm olabiliyor. Ama emin olun tamamına yakınını yanıtlıyorum. Bu nedenle arada atladıklarım oluyorsa lütfen kusuruma bakmasınlar. Hal hatır soran kişi sayısı az olduğu için :) genellikle teknik sorular ile ilgili mailler geliyor ve emin olun bir çoğu için paragraflarca yazmak gerekiyor. Yine de zaman ayırıyorum, oturup yazıyorum. Çünkü genelde problemler ve kritik konular ile ilgili mailler geliyor. İnsanlara karşılıksız yardım etmek güzel bir duygu :)

Bunun dışında bazı soruların yanıtını maalesef mail üzerinden vermek mümkün olmuyor çünkü ya konu çok derin oluyor, yada problem ile ilgili çok az bilgi yer alıyor ve karşılıklı uzun bir mail trafiği gerekiyor. Bu gibi durumlarda daha hızlı çözüme ulaşmak için teknik topluluklar üzerine yönlendirmeye çalışıyorum.

Bazı mailleri ise şans eseri Spam klasöründe buluyorum. Spam’lere fazla bakmadığım için buraya düşen mailler ben hiç görmeden uçuyor.

Sosyal ağları neden paylaşım için kullanmıyorsun?

Facebook, Twitter vs.. bu gibi ortamlarda fazla takılmamaya çalışıyorum. Tamamen kişisel bir tercih :)

Örnek Facebook: kişi listemde çocukluk arkadaşlarımdan tutun, tamamen farklı sektörlerden tanıdığım kişilere kadar bir çok profilde insan var. Eğer ben burayı makale paylaşmak için ya da başka teknik konular için kullanırsam, bu konularla ilgilenmeyen arkadaşlarıma Spam yapmış gibi hissediyorum :) Bu nedenle çok özel konular olmadıkça sosyal ağlar üzerinden paylaşmıyorum. Ama hafta sonu çektiğim fotoğrafları Facebook’ta, ilginç bir yorumumu Twitter’da görebilirsiniz. Sanırım bu tip şeyleri kafamdaki varoluş amacına uygun kullanmayı seviyorum.

Sonuç olarak dükkanın yeri belli :) Eğer benden bir şeyler okumak veya bir arkadaşınıza önermek istiyorsanız, Blog’u ziyaret etmeniz yada adresini vermeniz yeterli.

Neden Danışmanlık bölümünde eskisinden az hizmet var?

Güzel bir konu.

Blog üzerine danışmanlık bölümünü ekleyeli birkaç yıl oldu sanırım. İlk başlarda burada birçok ürün ve hizmet yer alıyordu. Daha sonra birçok blog üzerinde de bu bölümün eklendiğini gördüm. Hatta bazıları direkt copy/paste yapmış :) çünkü harf hataları bile aynı. Çok şaşırdım.

İnsanlara fikir verebilmek, esin kaynağı olmak güzel bir şey ama copy/paste için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu arada lütfen yanlış anlaşılmasın. Blog üzerinde danışmanlık tab’ını icat eden kişi olduğumu söylemiyorum. Mutlaka benden önce kullanan kişiler de vardır. Benim söylemek istediğim şu: Ne üzerine çalıştığını az çok bildiğim, tecrübesi ve konulara yaklaşımı hakkında fikir sahibi olduğum kişilerin her konuda danışmanlık verebileceğini söylediğini görmek beni biraz tedirgin etti çünkü bu iş bu kadar kolay olmamalıydı. Dışarıdan bakınca “acaba ben de mi böyle görünüyorum?” diye düşündüm bir an. Böyle görünmüyordum ama yine de şuna karar verdim: Sektörde kendimi tanıttığım, ismi geçince ismimin hatırlandığı konular ile ilgili danışmanlık vermeliydim. Bence bağımsız danışmanlar için doğrusu ve olması gereken bu. Bu doğrultuda danışmanlık bölümünü yeniden düzenledim ve öncelikli olarak ilgilendiğim konulara yer verdim.

Danışmanlık adına ayırabildiğim zaman zaten kısıtlı olduğu için keyif aldığım ürünleri yani projeleri tercih ediyorum. Bu şekilde olunca ortaya süper işler çıkıyor. Ha bu güne kadar herhangi bir yerde benden duymadığınız ürünlerle ilgili, o ürünün uzmanı olduğunu söyleyen kişileri arka cebimden çıkartırım o ayrı :) (Sanırım çok şık bir ifade olmadı ama durumu iyi özetliyor.)

Blog takibini RSS ve Mail üyeliği ile yapabilirsiniz.

Blog üzerinde yeni yazıları takip etmek için sanırım üç şansınız var :)

  1. RSS ile: http://feeds.feedburner.com/serhatakinci
  2. Mail üyeliği ile: Sağ side bar üzerinde  “Yeni yazılardan haberdar olmak için e-mail adresinizi girin:” bölümünü kullanarak.
  3. Manual :) yani her gün browser üzerinden giriş yaparak.

O.İ.D. Bölümü güncellenmiyor?

Evet arkadaşlar. Bir süredir güncelleyemiyorum. Aslında çok kitap okuyorum, çok film izliyorum ama burayı bir türlü güncel tutamadım. Yarın ilk işim güncellemek olacak ve elimden geldiğince de güncel tutmaya çalışacağım. o.i.d. ne mi? merak edenler şuraya bakabilir.

Yazıların altındaki yorumlar.

Yorumların tamamını onaylıyorum ve eğer soru varsa yanıtlamaya çalışıyorum. Bazılarını da sizler yanıtlıyorsunuz. Elinize sağlık :)

Eğer bir yorum içinde hakaret veya yasa dışı konular gibi illegal şeyler yoksa ve saygı çerçevesinde ise, istinasız onaylıyorum. Hatta bir kaç örnek için şu yazıların yorumlarına bakabilirsiniz.

http://www.serhatakinci.com/index.php/windows-server-2008-crack.html – Sanırım en fazla yorum alan yazı. An itibarı ile 50 yorum var ve bir çok yorumda bana da dokundurmuş arkadaşlar :) Ama dediğim gibi bu konuda tamamen özgürsünüz. Burası her türlü görüş ve fikirlere açık bir ortam.

http://www.serhatakinci.com/index.php/sanallastirmada-hyper-v-tercihi-iin-6-critical-point.html – Kaliteli teknik yorumlar için güzel bir örnek. Bir çalışma yayımlandığında teşekkür etmek önemli ama daha önemli olan bir şey varsa o da teknik yorumlarınızı paylaşmanız. Belki karşı çıkmanız, konuya başka bir açıdan bakmanız… Bunlar gelişim için önemli ve beklenen şeyler. Yapın :)

Sonuç olarak bazen yorumların onaylanması veya cevap gelmesi gecikiyor olabilir ama mutlaka hepsini okuyorum ve az önce bahsettiğim çerçevede onaylıyorum.

Şimdilik böyle. Daha yazmak istediğim şeyler var ama onları da önümüzdeki günlerde paylaşacağım.

Vapur, simit, martı, adalar, keyif, istanbul …

22.07.2010 | 12:07 Kişisel 2 Yorum

Hani vapur, simit, martı üçlemesi vardır… Atarsın simitleri martıya vapurdan, onlar da gidip alır denizden ve mutlu olursun çünkü hayatın değişik, eğlenceli anlarından biridir. Geçenlerde bunu yapıyordum ben de ve birden ortaya çok daha ketifli şeyler çıkıverdi. Sonradan öğrendim ki bu martılar herkese aynı kıyağı geçiyormuş :)

Buyrunuz:

Yeni İşim

21.10.2009 | 22:08 Kişisel 10 Yorum

Son bir aydır blog performansım baya bir düştü. Yazacak çok şey vardı ama zaman yoktu. Projelerle dolu geçen son bir ay içerisinde birkaç iş görüşmesi de yaptım ve bu görüşmeler sonrasında geçtiğimiz hafta İstanbul ‘a transfer oldum. Yeni şirketim ise Probil iştiraki olan ve grubun proje/hizmet operasyonlarını üstlenen BDH (Bilişim Destek Hizmetleri) Bu kapsamda İpragaz A.Ş. projesinde Sistem Yöneticisi olarak görev yapıyorum.

Şu sıralar ilgilenmem gereken çok şey olduğu için bir süre daha buralarda olamayabilirim. İzmir’den İstanbul’a taşınma, yeni bir iş, yeni bir şehir, yeni bir ev, kısacası yeni bir hayata adapte olmam ve bunları düzene sokmam lazım. Bu konuları ayarladıktan sonra tekrar döneceğim :)