"Kişisel" bölümündeki tüm yazılar:

Microsoft OneNote ile WordPress’e blog girişi nasıl yapılır?

Kişisel notlarım, karalamalar, iş ve ekip arkadaşlarımla ortak hafıza gibi şeyler için Microsoft OneNote‘u sık kullanırım. Desktop ve Mobile sürümleri benim kullandığım cihazlar üzerinde gayet başarılı ama aslında beni en çok çeken OneNote’un Section yaklaşımı. Ha bir de motorun yaptığı dalga, köpürtmesi(küçük kardeşimize sevgiler)

WordPress kurulumları halihazırda web tabanlı ve yerleşik bir editöre sahip ve buradan yeni post girişi yapmak her zaman cepte olan bir seçenek. Ama özellikle kapsamlı ve bol görsel içeren teknik girdiler yayımlarken biraz daha esnek, işleri kolaylaştıran ve sizi hızlandıracak araçlar kullanmak gerekiyor. Bazı alternatifler var ama Microsoft Word ve Windows Live Writer sanırım bu konuda en popüler olanlar. Eğer farklı şeyler kullanıyorsanız da öğrenmek isterim?

Birkaç gün önce wordpress.org‘un plugins dizininde Microsoft OneNote takımı tarafından OneNote Publisher ismiyle bir plug-in yayımlandı. Bu plug-in sayesinde artık OneNote üzerinde hazırlayacağınız yeni yazıları veya daha önce almış olduğunuz birtakım notları, dünyanın en büyük bloglama ve yayımlama platformu WordPress’e doğrudan gönderebileceksiniz. (aslında WordPress üzerinden içeri alabileceksiniz diyelim)

Devamını oku…

Blog Yazı Tipi (Font) Tercihi ve Bazı Öneriler

26.08.2014 | 21:05 Dokümanlar , Kişisel 5 Yorum

Aslında blog’un yazı tipi hakkında birkaç şeyden bahsetmek niyetiyle yola çıkmıştım ama post yine aldı başını gitti. Bu yüzden yazının sonuna geldiğimde başa dönüp bu paragrafı eklemem gerekti :) Üşenenler için yazının özeti şöyle: Bir süredir Google Font’lardan Open Sans olarak okuduğunuz bu blog’un yazı tipini Verdana olarak değiştirdim. Öte yandan bu değişikliği neden yaptım? Yaparken nelere dikkat ettim? Gözlerinizin sağlığını sizden daha fazla düşünüyor olabilir miyim? gibi soruların yanıtlarını merak ediyorsanız yazının devamını okumalısınız.

Blog’u takip edenler hatırlayacaktır. Geçen senenin sonlarına doğru blog için yeni bir tema hazırlamış ve giydirmiştim. ITBlog v1 isimli şu an gördüğünüz temayı aşağı yukarı 8 aydır kullanıyorum. Bu süre zarfında herhangi bir problem yaşanmadığını ve tüm fonksiyonların hatasız çalıştığını söyleyebilirim. Ama yazı tipi meselesini (typeface & font) ayrı tutuyorum çünkü bu konu bir türlü içime sinmedi ve 8 aydır resmen paçamdan çekiyor :) Aslında teknik olarak bir problem yok. Ama görüntüsü pek hoşuma gitmiyordu ve bence okurken yorucuydu. Geçen gün bir fırsatını buldum ve yazı tipi konusunda kafama takılan meseleleri kökten hallettim. O meseleler ve yeni yazı tipi tercih ederken nelere dikkat ettiğimi de bir blog post olarak eklemek istedim ki belki birilerinin işine yarar ve web’in daha güzel görünmesine katkım olur.

Geçen sene bu temaya geçerken ve hazır sıfırdan tasarlıyorken modern bir yazı tipi tercih etmek istemiştim. Aslında modernden kastım hani şu Windows 8’in kullanıcı arayüzü ana yazı tipi Segoe UI gibi, Mac OS ve iOS’lerin Helvetica varyasyonları, Android’lerin Droid’leri gibi şeyler. Bu yazı tipleri belirli üreticiler ve ürünleri için lisanslı olduğundan alıp kendi web sitende veya uygulamanda kullanma şansın olmuyor. Ha kullanmak teknik olarak mümkün ve hatta çok ta basit ama pek bana göre değil ve dahası ortalıkta yığınla yazı tipi tasarımı varken ne gerek var diyerek başladım incelemeye. Bir süre böyle geçti tabi.

Devamını oku…

Ziyaretçi İstatistikleri 2013 : İşletim Sistemi, Tarayıcı, Çözünürlük

24.12.2013 | 02:28 Gereksiz Bilgiler , Kişisel 3 Yorum

2013’ü de geride bıraktık sayılır. Koca bir yıl daha öylece gelip geçti, bazen üzdü bazen güldürdü, biz bir yıl daha yaşlandık, beyazlarımız da arttı, ehem neyse neyse…

Geçen hafta sonu serhatakinci.com için 2013 yılı ziyaretçi istatistiklerini inceledim. Aslında Blog için yeni bir arayüz tasarlarken bu konuyla fazlasıyla haşır neşir olmuştum. Ziyaretçilerin işletim sistemi ve tarayıcı sürümleri ile ekran çözünürlükleri bir web sitesi tasarlanırken mutlaka dikkate alınmalı.

Öte yandan bu ziyaretçi istatistikleri, özellikle web erişim araçlarının ilerlediği yönü görmek adına oldukça anlamlı veriler sağlıyor. Buna monitörler de dahil :)

Pek tabi bu istatistikleri daha fazla veriyi analiz ederek paylaşan, hatta bir ay öncesine kadar güncel tutup geçmiş senelerle kıyaslama şansı sunan servisler var (bahsedeceğim). Benimkiler ise 2013 yılında Blog’u ziyaret eden sizlerin oluşturduğu naçizane veriler. Bu yüzen asla geneli yansıttığını iddia edemem. Sadece ben baktım, gördüm, isterseniz siz de bir bakın diye buraya yazıyorum.

Genelde Türkiye‘de faaliyette olan BT Uzmanları ve Yazılım Geliştiriciler tarafından ziyaret edilen bir Blog burası. Stajyerler, uzmanlar, yöneticiler, karar vericiler, öğrenciler… Ağırlık kesinlikle BT Uzmanlarında ancak altyapıyı anlamak veya kendi geliştirme ortamlarını kurmak isteyen Yazılım Geliştiriciler de uğramıyor değil.

Devamını oku…

Blog yeni arayüzüyle karşınızda

12.12.2013 | 03:33 Kişisel 6 Yorum

itblog-v1Sonunda bitti ve bugün hayata geçirdim. 2007 yılından beri aynı temayla yoluna devam eden blog için uzun zamandır (belki iki sene) yeni bir tema arayışım vardı ancak bir türlü istediğim özelliklerde ve görünümde hazır bir ara yüz bulamadım. Bu işe girişmeden önce birçok hazır temayı inceledim ve denedim. Yazı, yorum, RSS, kategori, etiketler, sayfalar gibi temel blog fonksiyonlarını yerine getirirken sade bir görünüme sahip olan ve en önemlisi kolay okunabilen bir tema aradım ama ne mümkün. Zevkler ve renkler meselesi sanırım :) Bu yüzden yeni tema konusunu erteledim de erteledim, erteledim de erteledim…

Tema bir tarafa, kategoriler ve içindeki yazılar da 7 senede baya bir karıştı.  Alakasız bazı yazıların alakasız kategorilerde yer aldığını gördüm ve içinde sadece bir iki post bulunan kategoriler vardı. Bu da sidebar ‘ı gereksiz uzatıyordu. Yazı etiketleri ise benzer şekilde fazla çeşitliydi. Onları da bir miktar sadeleştirdim ama etiketler için hala yapmam gereken şeyler var. Aslına bakarsanız 7 sene çok uzun bir zaman. İşin acemiliğinden tutun bu güne kadar her şey aynı sistemde olunca ister istemez karışıklıklar veya bu gün daha farklı düşündüğün noktalar oluyor. Neyse, hazır tema işine girmişken gereksiz kategorileri de ortadan kaldırdım ve birleştirdim. Bölümler altında oldukça sade ama aradığınızı kolaylıkla bulabileceğiniz başlıklar bıraktım. Etiketleri de kısmen düzenledim ama o iş için farklı bir şey düşünüyorum.

Uzun süredir çalışan eski ara yüzü hazır bir temayı düzenleyerek elde etmiştim. Bu yüzden daha modern ve günümüz konseptine daha uygun bir görünüme geçmek önemli bir ihtiyaç oldu. Eski temanın bana göre en büyük dezavantajı gövde bölümünün biraz dar oluşuydu. Yazılara eklediğim görsellerin belirli bir çözünürlüğü geçmemesi, geçerse de otomatik olarak çözünürlüğünün düşürülmesi gerekiyordu ve bu da bazı durumlarda üzerine tıklamadan rahatça okumayı zorlaştırıyordu.

Mesela artık şöyle görseller ekleyebiliyorum :) Devamını oku…

Hollanda İçin Au Pair Arıyoruz

29.06.2012 | 11:54 Kişisel 55 Yorum

Hollanda’da da, Amsterdam’a 30dk uzaklıkta yaşayan yakından tanıdığım bir aile için Au Pair arıyoruz. Au Pair, Türkçe anlamı ile Anne yardımcılığıdır. (Bkz.:Au Pair Nedir?) Genelde Au Pair olmak isteyenler arayıştadır ve amaçları dil öğrenmektir ama bu sefer durum tam tersi :)

Ailenin İki yaşında bir kızı var. Başka çocukları yok. Babası Türk, annesi ve onun ailesi Hollanda’lı. Au Pair istemelerinin nedeni ise konuşma çağında olan kızlarının Türkçe öğrenebilmesi. Hayat tamamen Hollandaca olduğu ve çevrede Türkçe bilen tek kişi babası olduğu için malesef yeterli olamıyor. Yaklaşık bir sene boyunca aile ile bir likte kalıp ufaklıkla bol bol Türkçe konuşabilecek birisini arıyoruz. Bu nedenle Au Pair olacak kişinin Türkçe dışında herhangi bir dil bilmesi gerekmiyor. Ama isterse orada dil öğrenebilir. Ayrıca Au Pair olacak kişinin bayan olması gerekiyor.

Hollandaca veya İngilizce dil öğrenmek/geliştirmek isteyen, yeni mezun olmuş, yurt dışı tecrübesi kazanmak isteyen veya branşında birşeyler yapmak isteyen kişiler için ideal olduğunu söyleyebilirim. Dil okulunun yanında istediği aktiviteler veya mesleği ile ilgili kendini geliştirebileceği programlarla ilgilenme şansı da olacak.

Au Pair olacak kişi tamamen devlet güvencesi altında olacak ve tüm süreç yasal olarak yürütülecek. Özel sağlık sigortasından tutun çalışma iznine kadar tüm masrafları yanında kalacağı aile tarafından karşılanacak. Bunların dışında Hollanda hükümetinin duyurduğu tüm Au Pair haklarından da faydalanabilecek.

Eğer ilginizi çekiyorsa, Au Pair ile ilgili Hollanda hükümeti tarafından aranan resmi şartlar ve bazı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

KİMLER AU PAIR OLABİLİR
18 – 26 yaşları arasında olmak,
En az lise mezunu olmak,
Anneye çocuklarla ve ev işleriyle ilgilenmede yardımcı olmayı istemek,
Kronik bir rahatsızlığı bulunmamak,

AU PAIR’İN GÖREVLERİ
Au Pair ailenin bir üyesi olarak kabul edilir,
Günde 6, haftada 30 saat anneye yardım eder,
Aynı zamanda 3 gece babysit (çocuklarla birlikte evde kalmak) yapar,
Genellikle evi ve kendi odasını temiz ve düzenli tutması için ev işleri yapması ve çoçuklarla ilgilenmesi beklenir,

AU-PAİRLERE SAĞLANAN OLANAKLAR
Ayda 275 Euro cep harçlığı,
Au Pair’ e ait bir oda, Kaldığınız süre boyunca aileniz tarafından karşılanacak sağlık sigortanız,
Devlet okullarında ekonomik ücretle dil kursuna katılma,
Meslek eğitimi ve sertifika programlarını alabilme olasılığı,
Au Pair programından sonra öğrenci olarak master veya eğitime devam edebilme olasılığı,
Au pair vizesi 1 yıllıktır, Au Pair programı bir kültürel programdır ve ailede kalma süresini siz seçebilirsiniz,
Birçok farklı ülkeden arkadas edinme ve dostlukları sürdürme olasılığı,
Türkiye’ye döndüğünüzde işinizde daha basarılı olabilme olasılığı.

Şimdilik daha fazla detay veremiyorum ama konu ile ilgileniyorsanız veya tanıdığınız birilerinin ilgisini çekiyor ise, daha fazla bilgi ve her türlü soru için direkt benimle iletişime geçebilirsiniz.

Not: Fotoğraftaki yel değirmeninde kalmayacaksınız ama istediğiniz zaman gidip görebilirsiniz :)

Bu Yazıyla İlgili Güncelleme (01.06.2015)

Biz o dönem Au Pair konusunu başarılı olarak sonuçlandıramadık. Aradığımız adayı bulduk, adayın ülkeye geliş nedenini de açıklayan bir motivasyon mektubu ile başvurularımızı yaptık, ancak Hollanda hükümeti (aslında yerel belediye) adayın ülkeye bir katkısı olmayacağı, sadece aileye katkı sağlayacağı gerekçesiyle başvuruyu kabul etmedi. Amacı zaten aileye yardım etmek olan birinden ülke adına bir şey beklemek? Mesela hafta sonları da belediye binasının önündeki yaprakları toplayacak deseydik olur muydu acaba? Şaka bir yana Hollanda’da Au Pair kültürü yaygın olmadığı için bu konuya yaklaşımları biraz tuhaf ama zaman ilerledikçe belki değişiklikler olmuştur. Bu kararlar belediyeden belediyeye de farklılık gösterebilir. Denemenizde kesinlikle fayda var.

Bir diğer konu ise başvurular. Bizim için bu defter kapandı ancak bu blog post arama sonuçlarında üst sırada çıktığı için hala birçok aday ve Au Pair isteyen aile yorum bırakıyor veya e-posta gönderiyor. Hatta bu blog post altında buluşup iletişime geçmiş insanlar da var. Eğer bu konuda bir arayışınız varsa yazının altındaki yorum bölümüne notunuzu ve sorumluluğu size ait olarak iletişim bilgilerinizi (mesela bir e-posta adresi) bırakabilirsiniz. Notunuzla ilgilenen birisi olduğunda size ulaşacaktır.

İPRAGAZ İK ile MVP Röportajı

19.03.2012 | 18:28 Kişisel 2 Yorum

Geçtiğimiz aylarda görev yaptığım şirket olan İpragaz A.Ş. ‘de İnsan Kaynakları Departmanı ile bir roportaj yaptık. İK departmanı, belirli dönemlerde şirket çalışanları arasında fark yaratabilmiş kişiler ile roportajlar yapıyor ve bu çalışmalara İpragaz Enerjik İnsan Kaynakları Dergisinde yer veriyor. Yaklaşık 600 İpragaz çalışanı ile paylaşılan bu dergide benim roportaj konum Microsoft MVP ödülü. Teknik anlatımlardan uzak, oldukça magazinsel bir roportaj oldu diyebilirim :) çünkü herkese hitap etmesi önemliydi.

Eğer ilgileniyorsanız; MVP ödülü nedir? Kimlere verilir? Benim hikayem nasıl başladı? gibi şeyleri bu roportajda okuyabilirsiniz.

Dergide benim yer aldığım iki sayfalık bölümü aşağıdaki URL üzerinden PDF olarak indirebilirsiniz.

http://www.serhatakinci.com/wp-content/uploads/Files/serhatakinci_ipragazik_mvp_roportaj.pdf

Dosya ismi: serhatakinci_ipragazik_mvp_roportaj.pdf
Dosya türü: pdf
Dosya boyutu: 333kb

Yeni bir Hyper-V&VMM eğitiminin ardından…

Merhaba,

Geçtiğimiz hafta sonu bir Sanallaştırma & Hyper-V & Virtual Machine Manager eğitimini daha tamamladık ve yine çok keyifli iki gün geçirdik. Bu eğitimde de şehir dışından katılım yoğundu. Zonguldak, Muğla, Ankara ve hatta Gaziantep’ten katılan arkadaşlarımız vardı. Ve her zamanki gibi oldukça ilgili bir sınıftı :) Bol bol sanallaştırma konuştuk, Hyper-V konuştuk, VMM konuştuk…

Eğitimin ikinci gününde öğle yemeği için WinerWald tercih ettik. Her eğitimde mutlaka uğruyoruz :) Reklamında bu kadarı… Ama ürünler gerçekten lezzetli, yoksa bu kadar üstünde durmam :)

Katılan herkese çok teşekkürler. Sizlerle yeniden görüşmek dileği ile…

Eğitimden bazı kareleri aşağıda bulabilirsiniz.

Merak edilen birkaç şey hakkında…

10.04.2011 | 03:10 Kişisel 3 Yorum

Kocaman bir fincan kahve içince uyku tutmadı ve hazır fırsat bulmuşken sizlerden, yani blog takipçilerimden sıkça aldığım birkaç sorunun cevabına, ayrıca açıklık getirmek istediğim bir kaç şeye yer vereceğim bir blog post yazmak istedim. 02:30.

Başlıyoruz.

Artık daha seyrek yazıyorsun, bir problem mi var?

Aslında bir problem yok :) ama sanırım haklısınız, eskiye nazaran daha az makale yazıyorum ve daha az blog post atıyorum. Bu duruma etki eden ilk parametre tabii ki zaman problemi. Eskiden İzmir gibi daha sakin bir şehirde yaşıyordum ve ayırabileceğim daha fazla zamanım vardı. Şimdi ise İstanbul’un karmaşasına kapılmış durumdayım. Bu şehirde hayat çok karışık. Ofisten çıkıp eve gitmek için saatlerce trafikte zaman harcıyorum. Aynı durum toplu taşıma için de geçerli. Sanırım ofise yakın bir yere taşınacağım :) ve gün içindeki yoğunluğu saymıyorum bile.

İkinci ana parametre ise şu: Artık paylaşım noktasında yaptığım çalışmaları belirli bir kalitede, belirli bir standart çerçevesinde veya ismi her neyse o seviyede tutmak istiyorum. Hemen “Peki eskiden kaliteli değil miydi?” diyebilirsiniz. Tabii ki bunu demek istemedim :) Anlatmak istediğim şu: Çok uzun zamandır okuyorum, araştırıyorum, uyguluyorum, tecrübe ediyorum, projelendiriyorum ve yazıyorum. Hiç tanımadığım bir konuda kaynak üretmem için birkaç gün yeterli ama ben önüme gelen her konuda değil uzman olduğumu düşündüğüm, yürüdüğüm yolu destekleyecek ve her noktası ile yanıt verebildiğim konular hakkında yazmayı seviyorum. Bu nedenle bundan sonra belirli bir standart çerçevesinde ve en önemlisi benim tarzımı yansıtacak, içinde benden izler taşıyan çalışmalar yayımlayacağım ve gün geçtikçe aynı kalite ile kapsamı genişleteceğim.

Bu gün bir arama motorunu açın. Daha önceden tecrübeli olduğunuz veya hiç bilmediğiniz bir ürün için, Türkçe olarak mesela bir kurulum makalesi arayın. Eğer yaygın bir konu seçtiyseniz karşınıza bir sürü kaynak çıkacak. Sağlam olduğunu düşündüğünüz bir makale üzerinden kurulumu yapın. Eğer kurabilirseniz ne mutlu. Hemen ürünü bir süre kurcalayın. Aradan biraz zaman geçtikten ve ürün ile ilgili fikir sahibi olduktan sonra arama motorunu tekrar açın. (Bu belki 3 gün olur, belki bir hafta, belki de birkaç ay…) Yine aynı ürün için kurulum makalesi arayın ve karşınıza çıkan makaleleri rastgele okuyun. Dörtte birinin çöp, diğer dörtte birinin eksik/hatalı, diğer dörtte birinin de başka makalelerden kaynak göstermeksizin araklama olduğunu göreceksiniz. (Başta çeviri makaleleri.) Ürünün mantığını anlatan yani biraz daha vizyonel konuların yer aldığı çalışmalara denk gelmek veya özel bir problem ile ilgili teknik detay paylaşılarak aktarılan kafa yorulmuş çözümleri bulmak, samanlıktaki iğneyi bulmaktan farksız durumda. Tabi çok kaliteli Türkçe makaleler de yok değil. Zaten bunlar da geriye kalan dörtte birlik bölümü oluşturuyor. (Belki daha bile az bir bölümü oluşturuyor.)

Bu noktada herkesin her konuyu doğru bilmesini ve aynı kalitede kaynak üretmesini bekleyemeyiz tabii ki ama bir çalışma yapıyorsan ve o konuda yeniysen, en azından bir süre kurcala, araştır, test et, oku, öğren. Teknolojiyi bir kenara bırak ve önce Türkçe’yi öğren. Ama lütfen gördüğün her ürünle ilgili kaynak üretmeye çalışma. Üretiyorsan da üzerinde çalış ve hakkını ver. Çünkü sen böyle yaparsan, senin çalışmaların ile bir şeyler öğrenmeye çalışan insanları da peşinden götürürsün.

İlk günden beri bu bakış açısı ile kaynak üreten biri olarak son dönemlerde bu konuya çok daha fazla dikkat ediyorum ve dikkat çekmeye çalışıyorum. Biraz zor görünüyor ama umuyorum ki bir noktada esin kaynağı olur.

Biraz sert mi oldu ne? :)

Aslında işin içinde bahsetmediğim başka parametreler de var ancak bu konu uzar gider. Bağlayalım.

Herkes istediğini istediği şekilde yazmakta, paylaşmakta özgür. Benim altını çizdiğim noktalar sadece bir değerlendirmenin sonucu. Eksikleri ve yanlışları mutlaka olabilir ve bu konuda sizlerin de fikirlerini, yorumlarını öğrenmekten memnuniyet duyarım.

Gelelim bana.

Yayımlamaya çalıştığım makaleleri belirli bir kalitede tutabilmek için üzerinde çok zaman harcıyorum. Senaryoların kurulumdan tutun, ekran görüntülerinin standartlarından, noktalama işaretlerine kadar. Bu nedenle aylardır yazmayı bitiremediğim çalışmalarım var. Bu duruma zaman parametresi de etki edince ortaya böyle bir sonuç çıkıyor ve bir şeyler yayımlamak zaman almaya başlıyor.

Ama şu noktayı da hatırlatmak isterim: Son dönemde biraz daha görsel paylaşımlara ağırlık verdim sanırım. Bir çok sesli eğitim videosu hazırladım. Birkaç etkinlikte konuşmacı olarak yer aldım ve yine son dönemde 20’nin üzerinde online Webcast yaptım. Ama hep söylediğim gibi yazılı paylaşımların yeri benim için bambaşka. Söz uçar yazı kalır derler :)

Zaman ve kalite parametrelerini dengede tutabilmek için bir kaç formül buldum :) sanırım artık Blog ve teknik topluluklar üzerinde daha aktif olacağım. Video, seminer, webcast, public posting ve e-mail üzerinden yaptığım paylaşımlar zaten aynı hızla, hatta artarak devam ediyor.

Neden tüm resimler üzerinde serhatakinci.com logosu var?

Malumunuz copy/paste olayları çok fazla ve hiç kimse kaynak göstermeyi sevmiyor. Hatta bir çok kişi yazıları kendi yazmış gibi gösterip mutlu oluyor. Bu insanların sosyal hayat tarzlarını çok merak ediyorum.

Ben izinsiz copy/paste olayının hırsızlık olduğunu düşünüyorum ve hiç kimseye bir şey kazandırmadığını savunuyorum.

Benim paylaşım konusunda herhangi bir problemim yok. Yaptığım çalışmaları yani bilgiyi paylaşmak hayatımın bir parçası olmuş durumda. Geçenlerde ölçtüğüm bir konu olduğu için ve yeri de gelmişken; sadece Hyper-V için 5000 sayfanın üzerinde makale yazıp tamamen ücretsiz bir şekilde paylaşmışım. Diğer ürünleri ve paylaşım kanallarını saymıyorum bile.

Aslında paylaşım olayını sadece blog değil hayatımın her noktasında aynı seviyede gerçekleştiriyorum ve hep söylüyorum; “Herhangi bir kişi, herhangi bir çalışmamı, kaynak göstermek şartıyla, herhangi bir yerde kullanabilir.” Ama bu çerçevenin dışında iş yapan kişiler; İşte bu kişilere karşı önlem almak adına bu logoları ekran görüntüleri üzerine koyuyorum ve bir nebze de olsa işe yaradığını düşünüyorum. Yoksa emin olun ben de bu iş ile uğraşmak istemem çünkü gerçekten çok yorucu bir iş. Bu logoları otomatik basan uygulamalar var ancak pek başarılı bulmuyorum ve oturup hepsini tek tek kendim logoluyorum. Sonra makaleye ekleyip yayımlıyorum.

Ekstra iş yükü…

Sana gönderdiğim mailler bazen cevapsız kalabiliyor?

Doğru bir tespit. Yine zaman ve bu sefere yoğunluk parametresi yüzünden bazen her mail’e yanıt veremeyebiliyorum. Bazen daha sonra yanıt vermek için işaretliyorum ama fırsat bulamayabiliyorum. Bazen ise aylar sonra bile döndüğüm olabiliyor. Ama emin olun tamamına yakınını yanıtlıyorum. Bu nedenle arada atladıklarım oluyorsa lütfen kusuruma bakmasınlar. Hal hatır soran kişi sayısı az olduğu için :) genellikle teknik sorular ile ilgili mailler geliyor ve emin olun bir çoğu için paragraflarca yazmak gerekiyor. Yine de zaman ayırıyorum, oturup yazıyorum. Çünkü genelde problemler ve kritik konular ile ilgili mailler geliyor. İnsanlara karşılıksız yardım etmek güzel bir duygu :)

Bunun dışında bazı soruların yanıtını maalesef mail üzerinden vermek mümkün olmuyor çünkü ya konu çok derin oluyor, yada problem ile ilgili çok az bilgi yer alıyor ve karşılıklı uzun bir mail trafiği gerekiyor. Bu gibi durumlarda daha hızlı çözüme ulaşmak için teknik topluluklar üzerine yönlendirmeye çalışıyorum.

Bazı mailleri ise şans eseri Spam klasöründe buluyorum. Spam’lere fazla bakmadığım için buraya düşen mailler ben hiç görmeden uçuyor.

Sosyal ağları neden paylaşım için kullanmıyorsun?

Facebook, Twitter vs.. bu gibi ortamlarda fazla takılmamaya çalışıyorum. Tamamen kişisel bir tercih :)

Örnek Facebook: kişi listemde çocukluk arkadaşlarımdan tutun, tamamen farklı sektörlerden tanıdığım kişilere kadar bir çok profilde insan var. Eğer ben burayı makale paylaşmak için ya da başka teknik konular için kullanırsam, bu konularla ilgilenmeyen arkadaşlarıma Spam yapmış gibi hissediyorum :) Bu nedenle çok özel konular olmadıkça sosyal ağlar üzerinden paylaşmıyorum. Ama hafta sonu çektiğim fotoğrafları Facebook’ta, ilginç bir yorumumu Twitter’da görebilirsiniz. Sanırım bu tip şeyleri kafamdaki varoluş amacına uygun kullanmayı seviyorum.

Sonuç olarak dükkanın yeri belli :) Eğer benden bir şeyler okumak veya bir arkadaşınıza önermek istiyorsanız, Blog’u ziyaret etmeniz yada adresini vermeniz yeterli.

Neden Danışmanlık bölümünde eskisinden az hizmet var?

Güzel bir konu.

Blog üzerine danışmanlık bölümünü ekleyeli birkaç yıl oldu sanırım. İlk başlarda burada birçok ürün ve hizmet yer alıyordu. Daha sonra birçok blog üzerinde de bu bölümün eklendiğini gördüm. Hatta bazıları direkt copy/paste yapmış :) çünkü harf hataları bile aynı. Çok şaşırdım.

İnsanlara fikir verebilmek, esin kaynağı olmak güzel bir şey ama copy/paste için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu arada lütfen yanlış anlaşılmasın. Blog üzerinde danışmanlık tab’ını icat eden kişi olduğumu söylemiyorum. Mutlaka benden önce kullanan kişiler de vardır. Benim söylemek istediğim şu: Ne üzerine çalıştığını az çok bildiğim, tecrübesi ve konulara yaklaşımı hakkında fikir sahibi olduğum kişilerin her konuda danışmanlık verebileceğini söylediğini görmek beni biraz tedirgin etti çünkü bu iş bu kadar kolay olmamalıydı. Dışarıdan bakınca “acaba ben de mi böyle görünüyorum?” diye düşündüm bir an. Böyle görünmüyordum ama yine de şuna karar verdim: Sektörde kendimi tanıttığım, ismi geçince ismimin hatırlandığı konular ile ilgili danışmanlık vermeliydim. Bence bağımsız danışmanlar için doğrusu ve olması gereken bu. Bu doğrultuda danışmanlık bölümünü yeniden düzenledim ve öncelikli olarak ilgilendiğim konulara yer verdim.

Danışmanlık adına ayırabildiğim zaman zaten kısıtlı olduğu için keyif aldığım ürünleri yani projeleri tercih ediyorum. Bu şekilde olunca ortaya süper işler çıkıyor. Ha bu güne kadar herhangi bir yerde benden duymadığınız ürünlerle ilgili, o ürünün uzmanı olduğunu söyleyen kişileri arka cebimden çıkartırım o ayrı :) (Sanırım çok şık bir ifade olmadı ama durumu iyi özetliyor.)

Blog takibini RSS ve Mail üyeliği ile yapabilirsiniz.

Blog üzerinde yeni yazıları takip etmek için sanırım üç şansınız var :)

  1. RSS ile: http://feeds.feedburner.com/serhatakinci
  2. Mail üyeliği ile: Sağ side bar üzerinde  “Yeni yazılardan haberdar olmak için e-mail adresinizi girin:” bölümünü kullanarak.
  3. Manual :) yani her gün browser üzerinden giriş yaparak.

O.İ.D. Bölümü güncellenmiyor?

Evet arkadaşlar. Bir süredir güncelleyemiyorum. Aslında çok kitap okuyorum, çok film izliyorum ama burayı bir türlü güncel tutamadım. Yarın ilk işim güncellemek olacak ve elimden geldiğince de güncel tutmaya çalışacağım. o.i.d. ne mi? merak edenler şuraya bakabilir.

Yazıların altındaki yorumlar.

Yorumların tamamını onaylıyorum ve eğer soru varsa yanıtlamaya çalışıyorum. Bazılarını da sizler yanıtlıyorsunuz. Elinize sağlık :)

Eğer bir yorum içinde hakaret veya yasa dışı konular gibi illegal şeyler yoksa ve saygı çerçevesinde ise, istinasız onaylıyorum. Hatta bir kaç örnek için şu yazıların yorumlarına bakabilirsiniz.

http://www.serhatakinci.com/index.php/windows-server-2008-crack.html – Sanırım en fazla yorum alan yazı. An itibarı ile 50 yorum var ve bir çok yorumda bana da dokundurmuş arkadaşlar :) Ama dediğim gibi bu konuda tamamen özgürsünüz. Burası her türlü görüş ve fikirlere açık bir ortam.

http://www.serhatakinci.com/index.php/sanallastirmada-hyper-v-tercihi-iin-6-critical-point.html – Kaliteli teknik yorumlar için güzel bir örnek. Bir çalışma yayımlandığında teşekkür etmek önemli ama daha önemli olan bir şey varsa o da teknik yorumlarınızı paylaşmanız. Belki karşı çıkmanız, konuya başka bir açıdan bakmanız… Bunlar gelişim için önemli ve beklenen şeyler. Yapın :)

Sonuç olarak bazen yorumların onaylanması veya cevap gelmesi gecikiyor olabilir ama mutlaka hepsini okuyorum ve az önce bahsettiğim çerçevede onaylıyorum.

Şimdilik böyle. Daha yazmak istediğim şeyler var ama onları da önümüzdeki günlerde paylaşacağım.

2nci Hyper-V & VMM eğitiminin ardından…

Geçen hafta sonu şurada duyurusunu yaptığım eğitimi gerçekleştirdik. Sınıfın tamamı doluydu. İstanbul dışında Hatay ve Ankara’dan da katılım vardı. Benim için oldukça keyifli bir eğitim oldu ve ilk fotoğraftan gördüğüm kadarıyla katılan arkadaşlarım için de durum aynı :) Pazar öğle arasında yediğimiz tavuk ise ayrı bir lezzet kattı olaya :) Hatta az önce tekrar sipariş verdim, gelmesini bekliyorum…

Aşağıda eğitimden bir kaç kare bulabilirsiniz.