"Gereksiz Bilgiler" bölümündeki tüm yazılar:

Ziyaretçi İstatistikleri 2013 : İşletim Sistemi, Tarayıcı, Çözünürlük

24.12.2013 | 02:28 Gereksiz Bilgiler , Kişisel 3 Yorum

2013’ü de geride bıraktık sayılır. Koca bir yıl daha öylece gelip geçti, bazen üzdü bazen güldürdü, biz bir yıl daha yaşlandık, beyazlarımız da arttı, ehem neyse neyse…

Geçen hafta sonu serhatakinci.com için 2013 yılı ziyaretçi istatistiklerini inceledim. Aslında Blog için yeni bir arayüz tasarlarken bu konuyla fazlasıyla haşır neşir olmuştum. Ziyaretçilerin işletim sistemi ve tarayıcı sürümleri ile ekran çözünürlükleri bir web sitesi tasarlanırken mutlaka dikkate alınmalı.

Öte yandan bu ziyaretçi istatistikleri, özellikle web erişim araçlarının ilerlediği yönü görmek adına oldukça anlamlı veriler sağlıyor. Buna monitörler de dahil :)

Pek tabi bu istatistikleri daha fazla veriyi analiz ederek paylaşan, hatta bir ay öncesine kadar güncel tutup geçmiş senelerle kıyaslama şansı sunan servisler var (bahsedeceğim). Benimkiler ise 2013 yılında Blog’u ziyaret eden sizlerin oluşturduğu naçizane veriler. Bu yüzen asla geneli yansıttığını iddia edemem. Sadece ben baktım, gördüm, isterseniz siz de bir bakın diye buraya yazıyorum.

Genelde Türkiye‘de faaliyette olan BT Uzmanları ve Yazılım Geliştiriciler tarafından ziyaret edilen bir Blog burası. Stajyerler, uzmanlar, yöneticiler, karar vericiler, öğrenciler… Ağırlık kesinlikle BT Uzmanlarında ancak altyapıyı anlamak veya kendi geliştirme ortamlarını kurmak isteyen Yazılım Geliştiriciler de uğramıyor değil.

Devamını oku…

Sosyal Ağlarda Tıklama Oranı

18.06.2013 | 23:16 Gereksiz Bilgiler 1 Yorum

Genelde blog üzerinde yayımladığım her yazıyı sosyal ağlarda paylaşmıyorum. Mesela Windows Azure Yaşam Döngüsü Değişiklikleri gibi, Windows Server 2012 – Device Manager Uzak Erişim gibi yazılar belirli gruplara hitap ettiği için herkesi bu tip çalışmalarla rahatsız etmek pek hoşuma gitmiyor. Bu yüzden ara sıra Blog’u ziyaret edip neler var diye bakmanızı veya şurada bahsettiğim birkaç yol ile takip etmenizi tavsiye ederim.

Daha genele hitap eden veya iletişim halinde olduğum insanların ilgisini çekeceğini düşündüğüm örneğin Windows 8.1 gibi, BT Uzmanları için Windows 8.1 Yenilikleri gibi, Windows Server 2012 R2 Hyper-V Yenilikleri gibi biraz daha vizyonel konuları ise sık kullandığım aşağıdaki 3 sosyal ağ servisi üzerinden paylaşabiliyorum.

Facebook

Twitter

LinkedIN

Takipçi sayısı olarak birbirine çok yakın olan (500+) bu hesaplar üzerinden yaptığım paylaşımlara tıklanma oranları için geçenlerde bir ölçüm yaptım ve görünen o ki en fazla tıklama hala Facebook üzerinden oluyor.

Mesela birçok insanın ilgisini çekebilecek Windows 8.1 konulu bir yazı için bir günlük mesai saatleri içerisinde içerisinde 120 tıklama gerçekleşmiş ve bunların sosyal ağ servislerine göre dağılımı aşağıdaki gibi.

Sosyal ağ tıklama oranları

Listede Other olarak geçen grup ise ilgili URL’i farklı bir şekilde açan kişiler. (örneğin e-posta ile ile bir başkasına ileterek veya direkt tarayıcı adres satırına yapıştırarak)

Ölçümde mesai saatlerini baz almak ilk etapta yanıltıcı gibi gelebilir çünkü birçok kuruluşta sosyal ağ servisleri mesai zaman diliminde tamamen veya kısmen engelli oluyor ancak içeriğin hitap ettiği kitlenin engel tanımayan BT çalışanları olduğunu da hesaba katmak gerekir :) Öte yandan farklı zaman dilimlerini kapsayan ölçümlerde de Facebook çok önde.

Özetle Facebook hala popülerliğini koruyor :)

Blog’u takip et

14.04.2013 | 23:17 Çözümler , Gereksiz Bilgiler 4 Yorum

Birkaç gün önce Blog’un RSS mekanizmasında problem olduğu yönünde uyarılar aldım. RSS takipçilerinin feed’lere ulaşamamasının yanı sıra duyuru e-posta listesi de RSS üzerinden beslendiği için yeni yazıları e-posta olarak bildiremiyordu. Problemi dün düzelttim. Böylece Blog’u RSS üzerinden veya e-posta listesine üye olarak takip edenler için sorun ortadan kalkmış oldu. Her ne kadar son zamanlarda fazla yazamasam da kısa süre sonra yeniden aktif olacağım ve ilgilendiğim konularda yeni yazılar/teknolojiler okumaya devam edeceksiniz. Takipte olun derim ;)

Şu sıralar Blog için çalıştığım bir diğer konu ise görünüm. Mevcut temayı birkaç yıl önce GlossyBlue ‘yu düzenleyerek elde etmiştim ancak artık değiştirme zamanı geldi diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz? Bu sefer temayı sıfırdan oluşturmaya başladım. Oldukça sade ve mümkün olduğunca geniş bir görünüm tasarlıyorum. Ne mutlu ki tasarım ruhuna sahibim, ancak sorun şu ki bir IT Pro için CSS ve diğer WP kod yapısı bazen uğraştırıcı olabiliyor :) Bu yüzden yeni temanın hayata geçmesi belki birkaç ayı bulabilir.

Yenileme devam ederken ve hazır RSS konusu da gündeme gelmişken Blog’u takip edebileceğiniz yöntemler hakkında kısa bir bilgi vermek istedim.

Serhatakinci.com ‘u takip etmek, yayımlanan yeni yazılardan hızlıca haberdar olmak için aşağıdaki seçenekleri kullanabilirsiniz. Devamını oku…

Blog Visitor Locations – ClustrMaps

04.08.2009 | 16:49 Gereksiz Bilgiler , Kişisel 4 Yorum

Blog’ta sağ Sidebar üzerinde Visitor Locations isimli bir banner var. Bu bannera tıklarsanız Blog’u ziyaret eden kişilerin dünya haritası üzerindeki dağılımını görebilirsiniz. Küçük kırmızı noktaların boyutları ise o bölgeden gelen ziyaretçilerin yoğunluğunu temsil ediyor ki haritanın hemen altında hangi boyutun kaç kişi anlamına geldiği de yer alıyor.

ClustrMaps

Bir zamanlar ücretsiz olarak kullandığım ClustrMaps hizmetini kısa bir süre önce ClustrMaps+ ‘a yükselttim. Yeni tarife için yıllık 15.99$ ödüyorum. ClustrMaps+ tarifesi ile birlikte harita üzerindeki belirli bölgelere tıklayarak zoom yapabiliyoruz ve ziyaretçileri daha ayrıntılı görebiliyoruz.

ClustrMaps+ paketine geçmemin amacı sadece bu değil :)

ClusterMaps yani plus (+) olmayan tarifede max. 100.000 kişi arşivlenebiliyordu. Blog yıllık olarak bu rakamın çok üstünde olduğu için ClustrMaps+ paketine geçtim ve arşiv konusundaki limit kalkmış oldu.

ClustrMaps haritaları yılda bir kez sıfırlıyor ve eski ziyaretçileri arşivliyor. Kısa süre önce benim harita da sıfırlandı ve arşivlendi.

Maps Archive bölümünden geçmiş yıllara ulaşabiliyorsunuz.

Ziyaretçi İstatistiği

11.07.2009 | 10:22 Gereksiz Bilgiler , Kişisel 1 Yorum

Blog için Hosting hizmeti aldığım firmanın güzel bir istatistik programı var. Haziran ayı için bir rapor aldım ve bazı bilgileri sizlerle de paylaşmak istedim.

Haziran ayı içerisinde 14.938 kişi, 21.633 kez blog’u ziyaret etmiş ve 38.696 sayfa dolaşmış. Bu durum sunucu üzerinde 14.67GB trafik yaratmış.

Ziyaret eden 14.938 kişinin %68.84‘ü browser olarak Internet Explorer sürümleri, %26,5‘i ise FireFox sürümleri kullanmış.

Ziyaretçilerin yaklaşık %93‘ü Windows platformuna sahip, %7‘lik bir kesim ise diğer işletim sistemi platformları üzerinden ziyaret gerçekleştirmiş.

Blog Takibi

22.10.2008 | 14:56 Duyurular , Gereksiz Bilgiler 0 Yorum

Blog TakibiBlog’u artık RSS veya e-posta ile takip edebilirsiniz.

Gerçi WordPress blogları için RSS default olarak çalışır durumda gelen bir özellik. Benim blog üzerinde de çalışır durumdaydı ve bilenler zaten RSS ile takip edebiliyorlardı.

Dün feedburner ile feedblitz ‘e üye oldum ve artık RSS/e-posta takipçilerimi raporlayabileceğim. Ayrıca daha fazla sayıda insana, daha hızlı bir şekilde ulaşabileceğim.

Blog’u RSS ile takip için sağ sidebar üzerindeki RSS bağlantısına tıklayabilir ya da http://feeds.feedburner.com/serhatakinci linkini kullanabilirsiniz.

Ben şu sıralar RSS takibi için Microsoft Outlook kullanıyorum. IE, FireFox, Google Reader yada farklı araçlar kullanabilirsiniz.

Blog’u e-posta ile takip etmek isterseniz yine sağ sidebar üzerindeki bağlantıyı kullanarak üye olmanız gerekiyor. Daha sonra gelen onay mailini confirm etmeniz yeterli. Bu noktadan itibaren Blog üzerinde yayınlanan yeni yazılar otomatik olarak mail ile size iletilecektir.

10.06.2013/Güncelleme: Daha güncel bir yazıya şuradan ulaşabilirsiniz: Blog’u Takip Et

ilk sıcak hava balonu

04.06.2008 | 10:25 Gereksiz Bilgiler 1 Yorum

İlk Sıcak Hava BalonuBalon ilkel bir hava taşıma aracı. Dünyanın ilk sıcak hava balonu 1978 yılında Montgolfier kardeşler tarafından uçuruldu ve ilk istikamet Parsi oldu.

Bir sonraki uçuş ise 19 Eylül 1783’te, aralarında Benjamin Franklin’in de bulunduğu kalabalık karşısında tekrar Paris’e yapıldı. 6 millik bu uçuşta Montgolfier kardeşlere bir ördek, bir horoz ve bir koyun eşlik etti.

Ardından gelen 3üncü uçuşta ise Pilatre de Rosier ve Marquis d’ Arlande, Montgolfier kardeşlerin, üzerinde güneş tanrısı Apollo’nun altın rengi yüzünü taşıyan “Mavi Küre”siyle yeryüzünden göğe yükselerek dünyanın ilk balon pilotları oldular. Pilatre de Rosier ve Marquis d’ Arlande balonun tabanındaki ateşte saman yakarak balonun kumaşını tutuşturdular, ardından alevleri bir kova su ve bir süngerle söndürdüler. D’Arlande, balonla Paris semalarında süzülürken tanık olduğu sükunet karşısında hayrete düşmüştü. Göğe yükselişlerinden yirmi beş dakika sonra De Rosier ve D’Arlade yavaşça kalkış noktasının beş mil ötesine indi.

Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?

27.01.2008 | 19:07 Gereksiz Bilgiler 20 Yorum

tavukveyumurta.jpgYıllardır süre gelen bir geyiktir aslında bu. Her yaş kesiminde farklı algılanıp farklı yorumlanır ve üzerinde komik espriler döner. Hele biz Türk’lerin yorumları daha bir yaratıcı, daha bir ilginçtir. “Yumurta tavuktan çıkar, yumurtlamak nereden geliyor sanıyorsun” ya da “O yumurtadan çıkan tavuk değil civcivdir bir kere” gibi…

Bir gurup İngiliz düşünür ve uzman bu konuyu ele almışlar ve tartışmaya son noktayı koymuşlar. ”Yumurta tavuktan önce vardı, yani tavuk yumurtadan çıktı…”

Sorunun cevabı genetik materyalin (kromozomlar üzerinde kalıtsal özellikleri taşıyan yapı kitlesi) bir organizmanın hayatı boyunca değişmediği, bu nedenle daha sonra tavuk olarak adlandırılacak ilk kuş türünün ilk önce ”embriyon” olarak bir yumurtanın ”içinde” oluşması gerektiği fikrinde saklı…

İngiltere’nin doğusundaki Nottingham üniversitesinden Profesör John Brookfield, tarih öncesi çağlarda bugün tavuk olarak adlandırılan türün, bir yumurta içinde embriyo olarak oluştuğunu söyleyerek yumurta içinde büyüyen ve ileride tavuk haline gelecek organizmanın tavukla aynı DNA’ya sahip olduğunu kaydetti.

Brookfield, yaşayan türe ait ilk ”maddenin” bu yumurta olması gerektiği konusunda şüphe bulunmadığını, ”bu nedenle yumurtanın kesinlikle tavuktan önce var olduğunu” savundu.

Genetik uzmanı Brookfield’e, Londra’daki King’s College’den Profesör David Papineua ve İngiliz Tavuk Üreticileri Federasyonu Başkanı Charles Bourns da destek verdi.

Bilim felsefesi uzmanı Papineua, ”mutasyona uğramış yumurtanın, ‘tavuk olmayan’ ebeveynlerden türediğini, yani bunun tavuk yumurtası olmadığını” öne süren insanların yanıldığını kaydetti. Papineua, ”Bir yumurtanın içinde tavuk varsa, yumurtanın ebeveynleri tavuk olmasa da o tavuk yumurtasıdır” dedi.

Federasyon Başkanı Charles Bourns da, yumurtaların tavuklardan çok önce var olduğunu söyleyerek, ”tavuğun yumurtadan çıktığını” düşünenlere destek verdi.

Bana kalırsa bu soruyu olayın asıl kahramanı horoza sormak lazım. Gerçi ona da sormuşlar ama cevabı ben söylemiyorum :))

Lazerin Keşfi

16.12.2007 | 08:58 Gereksiz Bilgiler 7 Yorum

Albert Einstein’nin eseridir diyebiliriz ..

Lazer (İngilizce LASER (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) fotonları uyumlu bir hüzme şeklinde oluşturan optik kaynak.

Lazerin temeli atom veya molekül enerji düzeyleri arasındaki elektron geçişleri ile oluşan ışık fotonlarına dayanır. Bir atomun iki enerji düzeyi E2 ve E3 olsun ve E3 > E2 farzedelim. Minimum enerji ilkesine göre atom veya moleküller düşük enerji seviyesinde olmak istediklerinden E3 seviyesindeki elektron kendiliğinden E2 seviyesine inecektir. Ama bu sırada enerjisi E3E2 = hν olan bir foton salar. Burada ν fotonun frekansıdır. Eğer elektron bu salınımı kendiliğinden yaparsa salınan fotonun yönü tamamen rasgeledir. Ancak eğer E3 düzeyinde ki foton E3E2 enerjisindeki başka bir fotonla etkileşerek E2 düzeyine inerse bu şekilde salınan fotonun yönü ve fazı geçişe etki eden fotonla aynı olacaktır. Bu ikinci geçiş biçimine uyarılmış salınım (stimulated emmision) denir ve lazerin çalışmasının ana ilkesidir. Şimdi çok sayıda atomdan oluşan bir sistem ele alalım. Başlangıçta atomlar en alt enerji düzeyinde bulunduklarından bir şekilde atomların E3 düzeyine çıkarılması gerekir. Bu pompalama(population inversion) olarak adlandırılır. Ayrıca E3 ve E2 arasındaki geçişten lazer ışığı elde edebilmek için atomların E3 düzeyinde kalma süreleri E2 düzeyinde kalma sürelerinden uzun olmalıdır. Ancak bu şekilde E3 düzeyinde bulunan atomların sayısı daima artacaktır.. Class 1 ile 4 arasında değişen risk dereceleri mevcuttur. En basit tür üç düzeyli lazerdir. Lazerler, günlük yaşamda sıklıkla kullanılmaktadırlar. Örneğin, süper marketlerde ürün fiyatlarını, CD’lerden müziği, DVD’lerden de filmleri okumakta lazerlerden faydalanılmaktadır. 15 mw’ın üstündeki lazerler göze anında zarar verebilir. 100 mw’nin üstü ise kibrit yakabilir ve değişik yüzeylere yazı yazabilir.

Wikipedia

1
2