"Dokümanlar" bölümündeki tüm yazılar:

Windows’lar için Time Zone DST Güncellemesi ve 30 Ekim 2016 Tarihine Kadar Yapılması Gerekenler

Yeni bir time zone güncelleme macerasından herkese merhaba :)

Türkiye an itibarıyla UTC+2 zaman diliminde yer alır ve GMT+2 de aynı şeyi ifade eder. UTC (Coordinated Universal Time) ile GMT (Greenwich Mean Time) arasında teknik olarak çok küçük zaman farkları vardır ama bu farklar gündelik kullanımı etkilemez. Microsoft dünyası için yaygın olan zaman standardı UTC’dir. Diğer taraftan zaman yönetiminde UTC Time, Time Zone, DST ve Local Time gibi kavramlar da vardır ki basitçe şöyle açıklanabilir:

  • UTC Time: Başlangıç saati
  • Time Zone: Yer alınan boylama göre UTC zamanı üzerine eklenen veya çıkartılan saat farkı; +2, -3, vb.
  • DST: Gün ışığından yararlanmak adına +1 saat zaman ilavesi.
  • Local Time: UTC +- Time Zone + DST (eğer periyot içerisindeyse)

Windows OS’ler time bilgisini şöyle operate eder: Öncelikle bir NTP üzerinden (veya CMOS gibi bir kaynaktan) salt UTC Time bilgisini alır. Windows’un Date and Time ayarlarında seçili Time Zone‘a göre UTC Time bilgisi üzerinde + veya – kaç saat değişiklik uygulanması gerektiğine karar verir. Ayrıca seçili Time Zone eğer DST periyodu içerisindeyse +1 saat daha ilave eder ve bunun sonucunda o ülkeye özgü Local Time‘ı (yerel saat) hesaplar.

DC’ler ve AD Domain üyesi Windows’lar arasındaki etki alanı seviyesinde gerçekleşen kimlik doğrulama işlemleri UTC olarak operate edilir. Bu yüzden Local Time’dan etkilenmezler.

UTC+2 zaman dilimi içerisinde gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla her yıl Mart ayının son Pazar günü tüm yurtta saatler yeniden düzenlenir ve gece 03:00’ten itibaren 1 saat ileri alınmak suretiyle yaz saati uygulaması (Daylight Saving Time – DST) başlamış olur. Tam 7 ay süren yaz saati döneminden çıkıp yeniden standart saate geri dönüş ise (kış saati olarak da bilinir) yine aynı yıl içerisinde Ekim ayının son Pazar günü 04:00’te saatlerin 1 saat geri alınması ile gerçekleşir. Ancak bu konuda bir değişiklik söz konusu ve geçen ay yayımlanan bakanlar kurulu kararı ile yaz saati & kış saati uygulamalarının yürürlükten kaldırıldığı ve bundan böyle sürekli yaz saati içerisinde kalacağımız resmen duyuruldu. Bir diğer ifadeyle 30 Ekim’den sonra UTC+3 zaman diliminde yer alacağız ve bundan sonra DST aktif olmayacak; artık hep yaz saati…

Devamını oku…

Windows Server 2016 Sürümleri, Lisanslama, Özellikler

02.10.2016 | 23:35 Dokümanlar , Windows Server 6 Yorum

Tıpkı geçmiş Windows NT ailesi üyeleri gibi hybrid kernel mimarisine sahip ve Windows Server 2012 R2 üzerine geliştirilmiş en yeni sunucu işletim sistemi Windows Server 2016, iki yıl gibi uzun bir preview sürecinin ardından 26 Eylül 2016 itibarıyla resmen release oldu ve gerçek iş senaryolarında görev almak için hazır durumda. Yeni Windows Server sürümlerinde yine çokça özellik, geliştirme ve geçmiş sürümlere göre bir dünya değişiklik söz konusu. Bu yazıda Windows Server 2016 sürümleri, bu sürümler arasındaki temel farklar, özellikler ve Windows Server 2016 lisanslama konusundaki değişiklikler hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

Windows Server 2016 ile birlikte lisanslama modelinde gerçekleşen değişiklikler oldukça önemli. Satın alınabilir x86 sunucu donanımlarındaki işlemci soket sayılarının uzun süredir 1, 2, 4 kombinasyonlarıyla pazara sunulduğu ama bunun yanında işlemci başına fiziksel çekirdek sayılarının 72 ve hatta daha da üzeri değerlere ulaştığı yıllardayız. Teoride 8 çekirdekli 4 adet işlemciyle sağlanan işlem gücünün 2 katından fazlasını bugün tek bir işlemciyle sağlamak mümkün oluyor. Bu, lisanslama açısından oldukça önemli bir faktör çünkü işlemci yerine çekirdek bazlı lisanslama seçeneği üretici adına daha karlı bir model :) Bunun yanında Microsoft, yeni lisanslama modeliyle birlikte “yazılım güvencesi”ne sahip Windows Server 2016 müşterilerine Azure Hybrid Use Benefit ile Windows tabanlı Azure sanal makinelerine daha düşük maliyetlerle sahip olma şansı da sunuyor ve bunu bir noktada lisanslama modelindeki işlemciden çekirdeğe dönüşümle ilişkilendiriyor. Özetle bundan böyle Windows Server 2016’nın en yaygın iki dağıtımı Datacenter ve Standard sürümleri için işlemci bazlı değil çekirdek bazlı lisanslama modelini konuşacağız; Artık 1 Windows Server 2 işlemciye kadar değil -aynı maliyet ile- 16 işlemci çekirdeğine kadar lisanslayacak, ama yazının devamında bahsettiğim farklı detaylar da var…

Devamını oku…

SCDPM Online Protection ve Azure Backup Pratikleri

Geçen hafta Azure Backup servisini ele alan, nedir, nasıl yapılır gibi kavramsal ve operasyonel konularda yardımcı olabilecek birkaç yazı yayımlamıştım. Konu konuyu açtı ve aşağıda listelediğim ufak seriye dönüştü. Şimdi ise sırada en eğlenceli bölüm var: Gerçek hayattan Azure Backup ve DPM Pratikleri!

Pek belli etmiyor olabilirim ama yıllardır DPM ve son birkaç yıldır da Azure Backup ile çalışıyorum. Danışmanlık hizmeti verdiğimiz birçok müşterimizde DPM + Azure Backup entegrasyonu çalıştırıyoruz ve aynı zamanda yönetiyoruz. Özellikle Hyper-V ortamlarını, dosya sunucularını ve SQL Instance/DB’leri yedeklerken başarılı buluyoruz. Geçen sene bu konuda bir sunum yapmıştım. Hatta bu senenin başlarında Microsoft Virtual Academy için hazırladığım eğitim modüllerinden birisi de Azure Backup’la ilgiliydi.

Bu yazıyı blog üzerinde alışık olduğunuz çerçeveden farklı olarak ve birbirleriyle doğrudan ilişkili olmayan ufak kesitler (maddeler de diyebiliriz) şeklinde hazırlamak istedim çünkü notlarımı aktarmanın en kolay yolu buydu. Ve sanırım zamanla yeni maddeler ekleyerek geliştirmek daha kolay olacak. Hadi başlayalım.

Devamını oku…

Azure Backup – Felaket Anında Alternatif Sunucuya Kurtarma

24.07.2015 | 00:25 Dokümanlar , Microsoft Azure 0 Yorum

Şirketler Azure Backup üzerinde sakladıkları yedeklere genellikle gerçek bir felaket anında ihtiyaç duyarlar, çünkü birçoğu yerel ağda çalışan ve çok daha hızlı (kısa sürede) kurtarmanın mümkün olduğu bir yedekleme/kurtarma çözümüne sahiptirler. Normal işleyişte, ortamdaki veri kayıplarını yerel yedekleme altyapısı üzerinden çok daha hızlı bir şekilde kurtarmanız mümkün. Ama mesela yerel yedekleme yapısının da çalıştığı lokasyonun başına bir felaket gelirse? İşte bu noktada Azure Backup gibi lokasyon dışı ortamlarda saklanan yedeklere ihtiyaç duyarsınız.

Şöyle bir bir gerçek hayat senaryosu örnekleyelim: Ortamınızda Azure Backup Agent çalıştıran Windows Server’lar ve doğrudan Azure Backup’a entegre edilmiş bir System Center Data Protection Manager sunucusu görev yapıyor. Hızlı kurtarma ve kısa süreli yedek saklama işlerinin tamamını DPM üstlenmiş durumda ve bu işleri kendi yerel disk yapısı üzerinde yönetiyor, depoluyor. Ayrıca bu DPM Server üzerinden sanal makineler, SQL veritabanları, dosya/klasör grupları gibi çeşitli veriler Azure Backup Vault’lar içerisinde otomatik ve periyodik bir şekilde yedekleniyor.

Ve öyle bir an geliyor ki tüm sistemin çalıştığı ana lokasyonda bir felaket yaşanıyor, yedekleme sistemi dahil tüm sunucular kısa sürede kurtarılması mümkün olamayacak şekilde devre dışı kalıyor. Gerçek bir felaket! Önemli veriler Azure Backup üzerinde mevcut, ama DPM Server dahil buradaki Backup Vault’lara kayıtlı tüm sunucular felaket ile birlikte ulaşılamaz durumda. Elinizde ise sadece Azure Management Portal’e giriş yapabilen bir yetkili hesap ve tabi bir de şifrelemeyi çözebilecek Passphrase (anahtar) var.

Bu senaryoda tüm kurtarma işlemlerini mecburen alternatif sunucu üzerine gerçekleştirmeniz gerekir. O halde alternatif sunucuya kurtarma işlemlerine başlayalım.

Öncelikle uygun bir lokasyonda internet erişimi olan (ki Azure’daki veri boyutuna göre mümkünse yüksek kapasiteli bant genişliğine sahip) ve alternatif sunucu görevini üstlenecek bir Windows Server temin edin. Daha sonra takip etmeniz gereken temel adımlar sırasıyla;

  1. Alternatif sunucu üzerine Azure Backup Agent yükleyin ve ilgili Azure Backup Vault’a kayıt edin.
  2. Alternatif sunucu üzerine kurtarma işlemini gerçekleştirin. (MMC UI veya PowerShell tabanlı olarak)

Aşağıda nasıl yapıldığını görebilirsiniz.

Devamını oku…

Azure Backup PowerShell Kullanımı – MSOnlineBackup

Azure Backup, Microsoft Azure altyapısında sunular bir Online Yedekleme hizmetidir; Güvenli, düşük maliyetli, devreye alması kolay, güvenilir, yaygın Microsoft iş yükleriyle uyumlu ve bulut tabanlıdır, kullandığın kadar öde modelinde ücretlendirilir.

Azure Backup hizmetinin çeşitli bileşenlerini yönetirken aşağıdaki araçları kullanabiliyorsunuz. Her araç kendi özelinde bazı görevleri gerçekleştirebiliyor, bu yüzden Azure Backup hizmetini derinlemesine yönetmek için tamamına hakim olmanız bence önemli.

Azure Management Portal

Azure Backup’a kayıtlı sunucuların (registered items) ve korunan veri parçalarının (protected items) listelenmesi, istatistik bilgilerinin raporlanması, yeni Backup Vault oluşturulması, Azure Backup Agent kurulum kaynağının veya Backup Vault’lara ait credentials file’ların indirilmesi gibi çeşitli işler için yönetim portalını kullanabilirsiniz. Tüm bu işlemler Web tabanlı bir UI üzerinden gerçekleştirilir. Ama mesela Azure Management Portal’i kullanarak bir backup veya recovery işlemi başlatamazsınız. Veya yedeklenmiş bir dizinin içeriğini browse edemezsiniz.

Azure Backup Agent

Bu Agent aslında bir Windows Server Backup (cbengine.exe) varyasyonudur ve yedeklenen (veya Azure Backup’a kayıtlı) sunucu üzerine kurulması gerekir. Azure Backup Agent sayesinde, Windows tabanlı makineyi bir Azure Backup Vault’a kayıt edebilir, yeni bir yedekleme (backup) veya bir kurtarma (recovery) görevi başlatabilirsiniz. Ayrıca ilgili Backup Vault içerisindeki Recvery Point’leri listeleyebilir ve belirli iş yüklerine ait içerikleri recovery öncesinde browse edebilirsiniz. Tüm bu görevler MMC tabanlı bir UI üzerinden gerçekleştirilir.

Azure Backup PowerShell (Azure Recovery Services Shell)

Azure Recovery Services Shell olarak de bilinen bu modül tıpkı Azure PowerShell gibi aslında bir Windows PowerShell modüldür. PowerShell modül ismi MSOnlineBackup’tır ve sisteme sonradan yüklenir. Azure Backup PowerShell komut setlerini kullanarak Azure Management Portal ve Azure Backup Agent ile yapılabilen her şeyi (ve daha fazlasını) komut satırı tabanlı olarak gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca belirli yedekleme ve kurtarma görevlerini otomatikleştirmek için PowerShell Script dosyaları içerisinde de kullanmanız mümkün. Hatta şurada bir örnek yazmıştım.

Devamını oku…

Azure Backup Agent Kurulumu (Recovery Services Agent)

20.07.2015 | 21:53 Dokümanlar , Microsoft Azure 0 Yorum

Microsoft Azure Backup servisi üzerinde bir Backup Vault oluşturduktan sonra, yedek almak veya üzerine yedek dönmek istediğiniz Windows tabanlı istemci veya sunucuları kayıt etmeye (yani Backup Vault ile ilişkilendirmeye) başlayabilirsiniz. Bu sırada size gerekecek 2 şey var.

  • Azure Backup Agent (Recovery Services Agent) kurulum dosyası.
  • İlgili Azure Backup Vault’a ait Vault Credentials dosyası.

Her iki dosyaya da Azure Management Portal üzerinde oturum açarak Recovery Services > ilgili Backup Vault altından ulaşabilirsiniz.

azure-backup-agent-indir

Azure Backup Agent kurulum kaynağı olan MARSAgentInstaller.exe dosyası geneldir. Yani bir kez indirdikten sonra herhangi bir Windows makine veya Backup Vault için kullanılabilir. Sadece belirli zamanlarda yayımlanan yeni sürümleri takip etmeye ve her zaman güncel sürüm ile çalışmaya özen gösterin. Azure Backup Agent kurulumu sunucu üzerine MMC tabanlı bir UI ve Azure Backup PowerShell (Recovery Services Shell) araçlarını sağlar.

Kayıt işlemi için gerekli olan Vault Credentials dosyası ise güvenlik nedeniyle oluşturulma tarihinden sonra en fazla 2 gün süreyle kullanılabilir. Bu dosya ikinci günün sonunda expire olur ve herhangi bir kayıt işlemi için tekrar kullanmanız gerekir ise yenisini oluşturmanız gerekir. Vault Credentials dosyaları, Windows tabanlı makineleri Backup Vault’lara kayıt ederken kullanılır.

Devamını oku…

Azure Backup Vault Oluşturulması

20.07.2015 | 21:19 Dokümanlar , Microsoft Azure 0 Yorum

Yedeklemek istediğiniz sunucuları Microsoft Azure Backup servisine kayıt etmeden önce mutlaka bir Azure Backup Vault oluşturmanız gerekir. Azure Backup Vault’ları, yedekleme sunucularını kayıt altına alan ve bu sunuculardan gelen (veya bu sunuculara gönderilecek) yedekleme verilerini saklayan depolar olarak düşünebilirsiniz. Azure Backup Vault’lar depolama alanı olarak Azure Storage servisinden faydalanırlar.

Azure Backup Vault Oluşturma Adımları

Azure Backup servisi üzerinde yeni bir Backup Vault oluşturma işlemi oldukça basittir.

1) Azure Management Portal üzerinde oturum açın.

2) New > Data Services > Recovery Services > Backup Vault > Quick Create yolunu takip ederek bir Backup Vault tanımlayın; bir isim girin ve bu Backup Vault’un hangi Azure veri merkezinde yer alacağını belirleyin.

azure-backup-vault-1

3) Kısa bir süre içerisinde Vault oluşturma işlemi tamamlanır.

azure-backup-vault-2

Artık üzerinde Azure Backup Agent (Recovery Services Agent) yüklü sunucuları bu Backup Vault içerisine kayıt edebilirsiniz. Nasıl yapacağınız konusunda yardıma ihtiyacınız varsa şurada yazmıştım.

Bu arada unutmadan: Bu yöntemle oluşturulan Backup Vault’lar varsayılan olarak GRS (Geo Redundant Storage) yani Coğrafi Olarak Yedekli Azure Depolama alanları üzerinde konumlandırılır. GRS destekli Backup Vault’lar içerisine yazılan veriler, seçmiş olduğunuz veri merkezine ek olarak farklı coğrafyadaki ikinci bir veri merkezinde daha saklanır. Daha güvenilirdir ancak depolama maliyeti LRS’ye oranla iki katıdır.

Eğer isterseniz Backup Vault’ları LRS (Locally Redundant Storage) yani Yerel Olarak Yedekli Azure Depolama alanları üzerinde de konumlandırabilirsiniz. Ancak bu senaryoda yedekleme verilerinin sadece seçmiş olduğunuz Azure veri merkezi içerisinde saklanacağını, ikinci bir veri merkezine replike olmayacağını unutmayın.

Azure Backup Nedir – Bulut Tabanlı Yedekleme

19.07.2015 | 21:13 Dokümanlar , Microsoft Azure 0 Yorum

Bireysel veya kurumsal dünyada üretilen ve tekrar kullanılmak üzere depolanan dijital veri her geçen gün daha kritik bir hal alıyor. Veri belirli kurallar çerçevesinde her zaman ulaşılabilir olmalı ama bu gerçekten maliyetli bir iş olabilir. Herhangi bir nedenden ötürü veri erişilemez (kullanılamaz) duruma geldiğinde ise ilk başvurulan kurtarma yöntemlerden biri yedek kopyaları hayata geçirmek oluyor. Bu amaçla kullanılan sayısız uygulama ve depola ortamından söz etmek mümkün.

Bu yazıda Microsoft’un Azure servisleri arasında yer alan ve öncelikli amacı önemli verilerin yedeklerini felakete durumlarına karşı tesis dışında saklamak olan Microsoft Azure Backup (veya Microsoft Online Backup) hizmeti hakkında bilgiler bulabilirsiniz. Öncesinde Azure Backup’ın veri yedekleme ve saklama konusundaki hangi zorluklara çözüm ürettiğine bakalım.

Veri Yedekleme ve Saklama Süreçlerindeki Bazı Zorluklar

Günümüzde şirkete/insana/servise/uygulamaya göre değişebilen “Veri” ve “Yedekleme” konuları gerçekten çok derin iki kavram konumunda. Veriyi yedekleme ve yedeklenen veriyi uygun ortamlarda saklama (koruma) konularında yaşanan zorlukların bazılarını (maliyet faktörleri açısından ele aldığımızda) sanırım şöyle özetleyebiliriz.

veri-yedekleme-sorluklari

Hızlı Büyüme

Yedeklemenin önündeki en büyük zorluklardan biri hiç şüphesiz hızla büyüyen veri boyutları. Bazı araştırma sonuçlarına göre kurumsal şirketlerde veri her yıl %40’ın üzerinde büyüme gösteriyor. Yapılan bir başka analize göre bugün dünya üzerinde var olan toplam verinin %90’ından daha fazlası son 2 yıl içerisinde oluşturulmuş. Bu korkunç bir trend.

Operasyonel Zorluklar

Hızla artan veri boyutu, beraberinde yedekleme için kullanılan donanım ve yedekleme yazılımı yatırımını da ister istemez etkiliyor. Yedeklenmesi gereken veri boyutunun genişlemesi, yedekleme altyapısının da genişlemesi anlamına geliyor ve bu durum zaman zaman asıl sistemin birkaç katına ulaşabiliyor. Hatta sırf bu yüzden bazı veriler yedekleme kapsamı dışında bırakılabiliyor.

Altyapı Karmaşası

Depolama, yedekleme yazılımları ve yedeklenen verilerin ana lokasyon dışına çıkartılması (yani off-site backup), veri büyümesine paralel olarak her geçen gün zorlaşıyor. Kaset tabanlı transferler maliyetli ve korumasız olabilirken ağ üzerinden repliklasyonlar yüksek bant genişliğine ihtiyaç duyuyor.

Bu açılardan baktığımızda, gün sonunda tüm veriyi korumak gerçekten yüksek maliyetli bir işe dönüşebiliyor. Bu yatırımı karşılayamayan şirketler ise ya gerçekten güvenilir bir yedekleme sistemine sahip olamıyor, ya da tüm veriyi korumak yerine önem derecesine göre korumayı tercih ediyor ve haliyle bazı veriler korumasız kalıyor.

Devamını oku…

Windows 10 Üzerine Hyper-V Kurulumu (Client Hyper-V)

18.07.2015 | 23:53 Dokümanlar , Hyper-V , Windows 13 Yorum

Microsoft’un kurumsal sınıf sunucu sanallaştırma çözümü olan Hyper-V’yi Windows 8 ve Windows 8.1’den sonra şimdi Windows 10 üzerinde de kullanabiliyorsunuz. Windows 10 Hyper-V (bir diğer ifade ile Client Hyper-V), sunucu tarafındaki varyasyonu Windows Server 2016 Hyper-V’ye (Server Hyper-V) göre daha az özelliğe sahiptir ama bir son kullanıcının, bt uzmanının veya bir uygulama geliştiricinin işletim sistemi sanallaştırma ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilir.

windows-10-client-hyper-v

Windows 10 Hyper-V, Server Hyper-V ile kıyaslandığında bazı özelliklere sahip değildir ancak bu sizi yanıltmasın. Hyper-V Manager konsolunu veya PowerShell cmdlet’lerini kullanmak, Gen1 veya Gen2 jenerasyonda olabilen 32bit veya 64bit Windows ve Linux tabanlı sanal makineler çalıştırmak, dynamically/fixed/differencing türlerde sanal diskler bağlamak veya kablolu/kablosuz ağ adaptörleriyle ilişkilendirilmiş sanal ağlar oluşturmak, fiziksel belleği paylaşılan havuz mantığında (dynamic memory) kullanmak, Standard Checkpoint‘lere ilave Production Checkpoint’ler (snapshot) almak, Export/Import yapmak, belki Live VM Migration değil ama Live Storage Migration operasyonları gerçekleştirmek, Online Backup almak gibi ihtiyaç duyabileceğiniz birçok önemli özelliğe sahiptir. Ayrıca mesela bir notebook ile çalışırken ekranı (lid) kapattığınızda cihaz uyumadan önce Client Hyper-V de bilgilendirilir ve çalışan VM varsa saved state konuma çekilir, ardından lid’i tekrar açtığınızda VM’ler de kaldıkları yerden uyanır ve çalışmaya devam eder; Client Hyper-V bu gibi son kullanıcı aksiyonlarına da adapte durumdadır.

Client Hyper-V bunları ve daha fazlasını, üstelik bir son kullanıcı işletim sistemi altında ve kurumsal sınıf (type-1) hypervisor güvenilirliğiyle gerçekleştirir; ayrıca Server Hyper-V ile aynı kod yapısına sahiptir, ortak geliştirilir. Bu ortak kod yapısı sayesinde sanal disk imajları, sanal makine konfigürasyon formatı gibi tüm bileşenler Server Hyper-V ile tam uyumludur. Hatta eğer Windows 10 çalıştıran makineniz ile sağlamayı başarabilirseniz sanal makine başına 64 vCPU’lar, 1TB RAM’ler bile mümkün :)

Devamını oku…

Azure PowerShell Kurulumu ve Aboneliğe Erişim

Azure Subscription’lara (hesaplar/abonelikler) erişmek ve çeşitli görevleri yerine getirmek için kullanabileceğiniz araçlardan birisi de (aslında bir Windows PowerShell modülü olan) Azure PowerShell’dir. Azure PowerShell ücretsizdir ancak Windows işletim sistemlerinde ön yüklü (veya sonradan yüklenmek üzere hazır) bir şekilde gelmez. Çalıştırmak için öncelikle modülü entegre eden kurulum kaynağını indirmeniz ve sisteme yüklemeniz gerekir.

Azure PowerShell modülünü kullanarak mesela Azure Management Portal üzerinden Web UI tabanlı olarak gerçekleştirdiğiniz görevleri komut satırı tabanlı olarak gerçekleştirmeniz mümkün. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Azure Portal’in Web UI’inde gördüklerinizden ve yaptıklarınızdan çok daha fazlasını Azure PowerShell ile gerçekleştirmek mümkün.

Azure PowerShell cmdlet’lerini komut satırında etkileşimli olarak o an  veya çeşitli görevleri otomatikleştirmek için oluşturacağınız PowerShell Script dosyaları içerisinde kullanabilirsiniz.

Azure PowerShell modülünün kaynak kodu genel erişime ve katılıma açıktır. GitHub üzerinde yer alır. An itibariyle desteklediği feature’ların bir listesi şuradadır. Yanılmıyorsam son stabil versiyon 0.9.4.

Devamını oku…